Bisiklet İstiyorum Masalı

Ceeeee! Ben geldim. Heyoooooo!
Ne var ne yok arkadaşlar? Bende hiç bir şey yok. Bir bisikletim bile yok… Anlıyor musunuz, ağlamak istiyorum, ağlamak istiyorum…
Allah’ım ne kadar mutsuz bir çocuğum ben! Mahalledeki herkesin bisikleti var. Ekmek almaya bile bisikletle gidiyorlar. Ben hep yürümek zorundayım. Ühüü.. Yine aklıma geldi. Ben şimdi ne yapacağım?

Babama bu acı gerçeği söyledim. İki dünya bir araya gelse sana bisiklet almam., çok yaramazsın, başına bir şey gelir diyor.

Yani bu hiç bir zaman bisiklet almayacaksın demek mi oluyor? Ama haksızlık bu! Ühüüü…..Ühüüü…..Ühüü… Böyle ağladım ama bu numara tutmadı. Babam,
– Gülücük çabuk odana git, numaradan ağlayıp durma! Dedi. Ben de odama gittim. Gerçekten nasıl ağlanır? Bunu araştırsam iyi olacak!

Annem yemek yaparken hep ağlıyor. Ben çok duygulu olduğu için ağladığını sanmıştım . Yani patateslerin, soğanların canları acıyor diye ağlıyor sanmıştım ama öyle değilmiş. Soğan soyduğu için ağlıyormuş. Ama yinede benim annem çok duyguludur. Mutfağa gidip bir tane soğan aldım, onu kesip gözüme doğru tuttum ama bu soğan bozuk çıktı galiba. Olmuyor işte olmuyor. Ağlayamıyorum. Bir tane daha kessem iyi olacak diye düşündüm ve bir tane soğan daha kestim, gözüme tuttum. Yine olmadı. Evdeki bütün soğanları kesip, gözüme tuttum ama beceremedim. Bakkal Remzi bey amcadan aldığımız soğanlar da, sakızlar gibi bozuk çıkmış galiba. Hepsini bir torbaya doldurdum, bakkal Remzi bey amcaya götürmeye karar verdim.

Soğanları götürdüm. Bakkal Remzi bey amca, sessiz sessiz oturuyordu. Beni görünce yerinden fırladı. Ona bozuk çıkan soğanları gösterdim.
– Bak bakkal Remzi bey amca, bu soğanlar karşılığında bana bisiklet almak zorundasın. Yoksa seni televizyon kanallarının haberlerine şikayet ederim, dedim çok güldü.
– Git şikayet et Gülücük, bir de sütlü kahve söyle, dedi. Sadece sütlü kahve olayını anlayamadım. Sütlü kahvenin konumuzla ne ilgisi var acaba ? Galiba soğanlarda bir şey yok. Bende bir gariplik var. Ben gerçekten ağlamayı beceremiyorum.

Mahalledeki çocuklar yine gözlerimin önünde bisiklete biniyorlar. Bir tur atayım dedim vermediler. Ben bisiklete binmeyi bilmiyormuşum. Niye bilmeyecekmişim, biliyorum işte! Eskiden üç tekerlekli bisiklete biniyordum. Bunlar da iki tekerlekli ne olacak ki! Hem ben çok akıllı bir çocuğum. Hemen öğrenebilirim. Beş dakikada öğrenebilirim dedim ama beni kimse dinlemedi.

Can diye bir çocuk var, onun bisikleti çok güzel, ona yalvardım bir tur atayım dedim, bisikletini verdi. Beni daha önceden tanımadığı için şanslıyım sanırım. Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Bisikleti aldım, şu anda on sekizinci turu atıyorum. Biraz başım döndü ama önemli değil… Can peşimde koşmaktan vazgeçti artık. Anladım, anladım; bisikletini bir günlüğüne bana verdi. Ben de ona bir hediye versem iyi olacak. Solucan koleksiyonumu bir günlüğüne versem, sevinir mi acaba ? Bu arada Can’ı tamamen gözden kaybettim. Herhalde anneme şikayete gitmiştir. Annem bayılmasa bari!

Bisikletimle -yani Can’ın bisikletiyle- bütün mahalleleri dolaştım, dolaştım, dolaştım, dolaştım, dolaştım… Bu arada bisiklete binmeyi de öğrenmiş oldum. Yalnız tek problemim var. Bisikleti Can’dan aldığımdan beri daha hiç durmadım. Daha doğrusu duramıyoruuuuummmmmmmm… Galiba frenler bozuk? Gerçekten de çok yoruldum! Aaaa o da ne ? Bir tane araba . Yola park etmişler. Ben niye o arabanın üstüne üstüne gidiyorum ki şimdi anlayamadım? Bu bisiklet de bozuk çıktı galiba? Allah Allah…. Ahhhhhhhhhhhhhhhh… Vınnnnnnnnnn… Kafama dikiş atmak gerekir mi acaba ?
Neyse, durdum… Yolun kenarına park ettikleri o arabaya çarparak durmayı başarabildim! Biraz havada kaldım, sonra yere düştüm. Önce uçuyorsun ve yere düşüyorsun.. Ne kadar eğlenceli bir şey bu! A-aa…

B-bee… C-cee… Arabanın yanındaki o kocaman çizik de neyin nesi? Galiba daha önce kaza yapmışlar. Ben de aksilik bu ya;tam oraya çarptım. Acaba ben yapmış olabilir miyim? Yok canııım… Olamaz. Bu bisikletle bu kadar hasar yapılamaz. Hem ben küçücük bir çocuğum. Yoksa yapılabilir mi ? Ortalıktan kaybolsam iyi olacak…

Ben tam kaçmaya hazırlanırken tam arkamda bir el kulağıma yapıştı.. Aaaa acaba kim bu ?Tamam tamam! Ben bir şey yapmadım. Bir tane amca, daha önce hiç görmemiştim. Galiba araba onunmuş. Babamı görmek istiyor. Bence babam bu amcayı görmemeli. Yani eğer görürse, benim için hiç iyi olmaz. Amca kulağımı hiç bırakmıyor. Birlikte yürüyoruz. Hangi evde oturduğumuzu sordu. Mahalledeki bütün evleri gezdirdim.Bütün amcaları babam, bütün teyzeleri annem olarak tanıttım. Ne kadar memnun kalmıştır kim bilir ? Mahalleyi tanımış oldu böylece.

Amca çok yorulduğu söyledi. Artık doğru evi ve gerçek babamı göstersem iyi olacakmış. Biz amcayla mutlu mutlu gezerken, karşıdan koşarak Can’ın geldiğini gördüm. Can yanımdaki amcaya doğru koştu koştu… “Babaaaa..” diye sarılıp ağlamaya başladı. Ağlarken de hep beni gösteriyordu. Bunu niye yaptığını hiç anlayamadım doğrusu. Demek ki bu amca Can’ın babasıymış…

– Vay canına Can… Yani o zaman benim hiçbir suçum yok, senin bisikletin, sizin arabaya kafa attı. Engel olamadım. Galiba hiç anlaşamıyorlar, dedim. Ama bu numara da tutmadı. Hem Can bizim evi öğrenmiş. Bu sefer hiç kurtuluşum kalmadı.
Babam olanları duyduğu zaman kıpkırmızı oldu. Daha yaptıklarımın yarısını dinlememişti bile. Acaba geçen gün olduğu gibi ağlamaya başlar mı ? Bilmiyorum ama ağlamasa iyi olacak!

Can ve babası evlerine gittiler. Babam onlara biraz para verdi. O parayı baştan verseydi, bana bisiklet alsaydı, bütün bunlar olmayacaktı. Kaç kere söyledim ama anlamadılar. Şu anda odamdaki duvara bakıyorum. Çünkü cezalıyım. Babama kalsa, bir ay boyunca buradan kalkmamam gerekiyormuş. Annemin ısrarları sonucu cezayı 28 güne düşürdüler. Yani yaz tatilimin bir ayı cezada geçecek öyle mi ? Ah Can, ah! Senin yüzünden başıma neler geldi…

 

 

kaynak:masalistasyonu.com/anasayfa/masallar/main.asp?ukid=1

Bu yazı 374 kişi tarafından ilgi ve alaka ile takip edildi, tekrar bekleriz...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>