Kanser tedavisi görmek, anne olmaya engel mi

Üreme döneminde kanser tedavisi görmüş veya görmeye devam eden kadınlar çocuk sahibi olamama kaygısı taşımaktadır. Femical ‘Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nden Doç. Dr. Cem Demirel, gördükleri kanser tedavisi sonrası üreme fonksiyonlarını yitiren kadınların da çocuk sahibi olmak için şanslarının olduğunu belirtti. Kanser tedavisi görüp iyileşen kadınlar, normal yoldan anne olma şansını tamamen yitirir mi?

Kanser tedavisi görmek, anne olmaya engel değil!

Günümüzde üreme döneminde kansere yakalanmış birçok kadın var.

Çoğu da tedaviden sonra bu hastalıktan kurtuluyor. Ancak gördükleri kemoterapi ve radyoterapi bu kadınların üreme fonksiyonlarının kaybına neden oluyor. Çünkü bu tedaviler, üreme hücrelerinde ve yumurtalıklarda toksik etki yapıyor ve bu yüzden kadın üretkenliğini kaybediyor.

Eskiden önemli olan tek şey hastalıktan kurtulmaktı. Son 15-20 yılda kanser tedavilerinin gelişmesi sayesinde bu hastalar kanseri çoğunlukla yeniyorlar. Doktorların amacı, hastayı hastalıktan kurtarmanın çok ötesine geçti. Artık tedavinin yarattığı olumsuz etkilerden hastaları nasıl kurtarabileceğimizi düşünmeye başladık. Genç yaşta kansere yakalanan kadınlara, kemoterapi ve radyoterapiden önce, özellikle tüp bebek merkezleri tarafından uygulanan yöntemlerle üretkenliklerini korumaları ve ileride yumurtalık fonksiyonları kaybolduğu zaman, çocuk sahibi olmaları şansını vermeye çalışıyoruz.

Kanser tedavisi görmek, anne olmaya engel değil. Femical ‘Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nden Doç. Dr. Cem Demirel, kanser tedavisi öncesi kadınların yumurtalarının alınıp dondurularak saklanabildiğini söyledi. Doç Dr. Demirel, “Evli kadınların yumurtalarını eşlerinin spermleri ile dölleyip saklarken, bekâr kadınların ise sadece yumurtalarını alıp dondurabiliyoruz” diye konuştu.

Uyguladığınız yöntemi anlatır mısınız?

Üreme çağındaki kadınların en fazla yakalandığı kanser türü, meme kanseridir. İleri yaş hastalığı olarak bilinen meme kanseri vakalarının yüzde 15’i 40 yaşından önce gerçekleşir. Tedavi sürecinde önce cerrahi müdahale yapılıyor, ya sadece tümör alınıyor ya da gerekliyse meme tamamen alınıyor. Ardından genellikle altı hafta içinde de kemoterapiye başlanması gerekiyor. Genç yaşta kemoterapinin kadının yumurtalarını ortadan kaldırma oranı daha az. Ancak yaş 35-38’lere yaklaşıkça bu oran artıyor. Görülen kemoterapiye bağlı olarak, yüzde 15 ile yüzde 70 arasında adetten kesilme, yumurtalıkların tükenmesi, yumurtalık fonksiyonunun kaybı oluşuyor. Ameliyattan sonraki 6 hafta içinde yumurtalıkları ilaçlarla çoğaltıyoruz. Kadın evli ise yumurtalarını eşinin spermiyle laboratuarda dölleyip, embriyo haline getirip, dondurup saklıyoruz. Evli değilse yumurtalarını toplayıp donduruyoruz.

Bu yeni bir yöntem mi?

Embriyo dondurma yani yumurtanın spermle döllendikten sonra dondurulması çok eski bir yöntem. Ancak yumurta dondurma kısmen yeni uygulanmaya başlayan bir yöntem. Yumurtayı dondurma yöntemleri de günümüzde değişti. Eskiden yumurta veya embriyoyu dondurmak için yavaş dondurma yöntemleri uygulanırdı. Ancak artık çok hızlı dondurma yöntemleri uygulanıyor ve bu nedenle yöntemlerde biraz farklılıklar var. Altı haftalık süremiz var. Bu süre zarfında önce yumurta sayısını artıran tedaviyi uygulayıp, ardından yumurtaları toplayıp dölleme işini yapabilirsek biz o kadına ileride çocuk sahibi olma şansını veriyoruz.

Her kanser türünde uygulama ve süre aynı mıdır?

Verdiğim örnekler en sık görülen meme kanseri üzerinden verdiğim örnekler. Kadınlarda ikinci sırada görülen lösemi, lenfoma gibi hematolojik kanserlerde de uygulanıyor. Bu türlerde de teşhisten sonra kemoterapiye kadar olan süreçte kadının üreme fonksiyonunun korunması için benzer önlemler alabiliyoruz.

Tedavi kemoterapiden sonra yapılabilir mi?

Kemoterapiden sonra kadın, bir kür kemoterapi görse bile yumurtalıkları ciddi bir şekilde etkilenebiliyor. Menopoza girmese, adetten kesilmese bile üreme potansiyeli ciddi bir şekilde bozuluyor. Bu yüzden tedaviyi kemoterapiden sonra yapmamız mümkün olmuyor. Kemoterapinin dozu ne kadar artarsa, kadının yaşı ne kadar ileriyse, uygulama sayısı ne kadar artarsa, kadının yumurtalık kaybetme riski o kadar fazla.

İşlemler 6 haftada tamamlanamazsa ne oluyor?

Bazen altı hafta yeterli olmuyor. Bu aslında bir tüp bebek tedavisi sürecini gerektiriyor. Tüp bebek tedavisinde kadının yumurtalıkları ilaçlarla uyarılır. Yumurtalar oluşunca toplanır, laboratuara alınır, döllenme işlemi yapılır. Bu aslında bir tüp bebek süreci… Bazen bu süre yetmeyince iki yumurtalığından biri alınıp yumurtalık dokusu dondurulup saklanabiliyor. Yumurtalık dokusu dondurulup saklandıktan ve kadın kanserden kurtulduktan sonra o doku çözülüp vücudunun değişik bölgelerine konularak, hatta eski yumurtalığının yerine bile nakledilerek yumurta gelişimi ve gebelik elde edilebiliyor. Ancak bu henüz deneysel ve her yerde yapılması kolay olmayan bir yöntem.

Cerrahların, medikal onkoloji ve radyoterapi uzmanlarının bu tedavideki rolü nedir?

Hastanın kanseriyle doğrudan ilgilenen genel cerrahın ve onkologların bu konuya hassasiyet gösterip hastalarını bize sevk etmeleri ve bu açıdan bilgilendirmeleri çok önemli. Eskiden birçok hastanın bu durumu dikkate alınmadan kanser tedavisi uygulandığı için hastalar üretkenliklerini kaybediyorlardı. Ama günümüzde artık kanser hastalarının yönetiminde ve tedavi sürecinde, üreme fonksiyonlarının korunması bir öncelik haline gelmiş ve bu konu dikkate alınır hale gelmiştir.

Çünkü meme kanserinin tedavisinden sonra beş yıllık canlı kalım artık yüzde 95’e ulaşmıştır ve kadınlar bu hastalığı yenerek uzun yıllar yaşayabilmektedir. Yaşam kalitesinin önemli bir unsuru çocuk sahibi olabilmek olduğundan bu durum kadınlar için önem arz ediyor. Ve kadınlar da kanser tedavisinden önce “Ben bu kemoterapiden sonra üretkenliğimi kaybedecek miyim?” diye sorguluyorlar. Artık bize bu taleple gelen hastalar, üretkenliğini korumak için tedbir aldığımız, yumurtalarını ve embriyolarını dondurduğumuz kadınlar var.

Bu işlemin maliyeti yüksek midir?

Bir tüp bebek tedavisi maliyeti kadardır, bir fark yoktur.

Hasta için riski var mıdır?

Bazı kanserler hormonlara duyarlı kanserlerdir. Örneğin meme kanseri, kadınlık hormonu olan östrojene duyarlı bir kanserdir. Biz ise yumurtalık artırmak için altı haftalık dönemlerde kadının östrojenini artıran ilaçlar kullanıyoruz. O zaman hasta, “Bu ilaçlar benim hastalığımı ilerletir mi?” diye korkuyor. Oysa biz kadının yumurtalıklarını uyaran ama kadının östrojen hormonunu düşük tutan ilaçlar kullanıyoruz. Bu konuda tabii ki hastayı bilgilendiriyoruz. Hasta ilaç istemiyorsa ya da tüp bebek tedavisi için vakti yoksa kadının yumurtalarını ilaçla uyarmadan, östrojen hormonunu artırmadan yumurtalarını topluyoruz. Onları laboratuarda olgunlaştırıp donduruyoruz. Bunların adına “ in vitro matürasyon” diyoruz. Bu da sık kullanılan çok önem verdiğimiz bir yöntem.

~~ Alıntıdır ~~

Bu yazı 545 kişi tarafından ilgi ve alaka ile takip edildi, tekrar bekleriz...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>